0
Yazı Detayı
02 Nisan 2019 - Salı 17:32 Bu yazı 237 kez okundu
 
Bana bir şaka yap, ciddi olsun!
Naif KARABATAK
naifkarabatak@gmail.com
 
 

Nefes nefese kalan çocuk bir yandan koşuyor, bir yandan da, “Hasan amca yetiş!” diye bağırıyordu. Küçük İbrahim’in bağırtısı üzerine kahvenin önüne çıkan köylüler, çocuğu bu kadar koşturan ve bu kadar heyecanlandıranın ne olduğunu merak etmişlerdi. Asıl merakları da “yetiş” diye bağırırken, ulaştıracağı haberdeydi. Hasan amca neye yetişecekti, nereye yetişecekti, duyacağı haber acı bir haber miydi, bir müjde miydi?

Köyün tek kahvesinde kimi çay içiyor, kimi oyun oynuyor, kimi de sohbetin en koyu yerinde anlatılanları can kulağıyla dinliyordu. Köyün sakin havası, İbrahim’in bağırtısıyla dağılmıştı. Hasan amca, İbrahim’in getirdiği haberin ne olduğunu duymak isteyip istemediğinden emin değildi. Çocuk kahveye yaklaştıkça Hasan amcanın tansiyonu da tavan yapmaya başlamıştı. Bütün köylü kahvenin önünde bir İbrahim’in yaklaşmasını bekliyor bir de Hasan amcanın tepkisini…

Köyün imamı Hasan amcaya biraz daha yaklaştı, muhtar ve öğretmen de hemen yanında bitiverdi. Üçü de Hasan amcanın duyacağı acı haber üzerine onu teselli etmeye hazır ve nazırdı. İbrahim’in sesinin ilk duyulduğu andan bu yana bir dakika olmamıştı ama sanki aylar geçmiş, yıllar bir birini kovalamış gibi hereksin yüreği atmayı bile unutmuştu. Kalp atışı da acı habere kendisini hazırlıyor olmalıydı. Nefesler tutulmuş, İbrahim’in tam önlerine geldiği şu an vereceği haberdeydi. Çocuğun durumunun durum olmadığını gören öğretmen, öğrencisinin yardımına koştu, çaycı Cemal’den bir bardak su istedi. İbrahim’i tutup çektiği sandalyeye oturtturdu, suyu içirdi, soluklanmasını bekledi ama kalabalığın, hele de Hasan amcanın bekleyecek hali kalmamış, dizlerinin bağı çözülmüş, kalbine bir acı saplanmıştı. Ne olacaksa olsundu, ne duyacaksa duysundu…

***

İbrahim’in ulaştırdığı haberden sonra köyde huzur kalmamıştı. Hasan amca haberi ilk duyduğu an kalp krizi geçirmiş, onu hastaneye yetiştirmeye çalışan araç kaza yapmış, köyün imamı, muhtar ve öğretmen kazada hayatını kaybetmişti. Hasan amcanın yaşlı hanımının da bu habere kalbi dayanamamıştı.

***

İbrahim amca çocuklara dönerek, “İşte böyle çocuklar, o gündür bu gündür Taşkesen köyümüzde 1 Nisan şakası yapmak yasak.” dedi.

Çocuklar Nisan bir şakasıyla ilgili komik bir hikâye dinlemeye hazırlanmışlar ama İbrahim amca onlara sonu hazin biten bir öykü anlatmıştı. Bu hikâyeyi ilk kez duyuyorlardı. Köyde Nisan bir şakasının yasaklanmasını duymuşlardı ama ilk kez İbrahim amcadan bunun sebebini detaylı dinlemişlerdi hem de olayın kahramanı küçük İbrahim’in ağzından...

Bütün çocuklar dağılmaya hazırlanıyordu ki, Emre’nin sesi duyuldu;

-Peki İbrahim amca senin ulaştırdığın o haber neydi, yani bu hikayede şaka nerede?

-Bu hikâyede şaka yok. Oldukça ciddi ve hepinizin ders alması gereken bir hikâye olduğunu düşünüyorum. Ulaştırdığım haber, tamamen yalandı. Köyün muziplerinden olan Kadir amca elime üç beş şeker tutuşturdu, Hasan amcaya çok acil bir haber ulaştırmamı söyledi. Ben de çocuğum, haberi de bilmiyorum, haberin sonucunda neler olacağını da, nasıl bir tepki göreceğimi, nasıl bir tepki alacağımı da bilmiyorum.

Bu defa minik Ahmet’in sesi geldi;

-Ama İbrahim amca halen haberi söylemedin…

-Ne önemi var ki çocuklar, Hasan amcanın tarlasının yandığını söyledim. Hasan amcayı öldüren bu haber değildi, tarlada, tapanda, toprakta gözü yoktu Hasan amcanın. Onu yıkan tarlada 40 yıllık hayat arkadaşının da olmasıydı.

Tam bir eşek şakasıymış” diye bir ses geldi arkada bulunan çocuklardan birisi. “Aynen öyle” dedi İbrahim amca, “hem de ne eşek şakası. Bakın çocuklar Kadir amca, bu haber üzerine tarlaya doğru koşan Hasan amca ve onun arkasındakilere bakıp kıs kıs gülecekti. Bu gülme beş dakika sürecekti belki, belki de on dakika ama o süreçte Hasan amca ve yanındakilerin yaşadıkları ya da yaşayamadıklarının ne olduğu hiç önemsenmiyordu. Bir kahkaha için 4 kişi ölmüş, ne önemi var mı diyeceğiz?

İbrahim amcanın torunu Kerem öne atıldı; “Ama dedeciğim okulda yapılan şakalar böyle değil ki, kalem alıyoruz ‘Nisan bir’ diyerek el koyuyoruz ya da ‘aklımda’ diyor, yani çok masum şaka bunlar.”

-Sevgili torunum peki o kalemi hak edecek ne yapıyorsun, o senin hakkın mı, yoksa gasp etmenin cilalanmış hali mi, deyince torunun başı öne eğildi.

Devam etti İbrahim amca, “İnsanları aldatan olmayın, aldanan da olmayın ama illa birisi olacaksanız, ben derim ki asla aldatan tarafta olmayın. O yanda hiç durmayın, sizi o cephede gören olmasın. Hele hele bunu birkaç saniyelik kahkaha için yapanlardan hiç olmayın.

Çocuklardan birisi 1 Nisan şakasının tarihini sordu İbrahim amcaya, İbrahim amca da çocukların anlayacağı dilde cevap verdi;

-Her ülkenin bir kahramana ihtiyacı, o ülkenin ekmeğe, suya, sabuna, ete, süte ihtiyacından daha çok olduğuna eminim. Öyle ki, içlerinden bir kahraman çıkmazsa bile çıkartırlar. Aslında kahramanlar, toplumları motive eden birer semboldür. Dünyada Süpermen diye bir şey yoktur ama insanların süper güçlerle donatılmış gibi allar, pullar, hatta bazen kendi elleriyle yaptıkları puta bile taparlar.

Çocuklardan birisi atıldı, “İbrahim amca, 1 Nisan’ın tarihini söyleyecektin, şaşırdın kahramanlıkları anlatıyorsun.” Bütün çocuklar hep birlikte güldüler. Muhtemeldir ki İbrahim amcanın artık bunadığını düşünüyorlardı. “Şaşırmadım çocuklar” diye devam etti İbrahim camca, “Şaşırmadım, lafı 1 Nisana getireceğim de siz sabırsız çıktınız” Bu defa gülen İbrahim amcaydı, çocuklar da onun güldüğünü görünce güldüler. Devam etti İbrahim amca,

“Değer yargısını kaybeden, vefayı unutan toplumların ‘vefalı görünme’ adına belli günleri olur, haftaları olur. Bir de buna kapitalist sistemin ‘harcama teşvik’ini ekleyince ‘önemli’ sayılan günlerden geçilmez. 1 Nisan belki böyle değil, harcamayı çok teşvik etmez ama ‘aldatmayı’ normalleştirir. Bu açıdan Nisan 1 şakası, kanmayı ve kandırılmayı ‘normal’ gören yapısı nedeniyle eleştiri konusudur. Eleştirilen şakalaşma değil, ‘aldatmayı normalleştirme’dir çocuklar.”

İbrahim amca devam etti, “Her ülke kendi kahramanını ortaya çıkarırken yazılan destan gibi, bu tür günlerin, haftaların da çıkışını özetleyen hikâyeler yazılır, yazdırılır ve bazen de tamamen rivayetlere dayandırılarak uydurulur. Nisan 1 şakası için uydurulan çokça hikâye var. Bunlardan hiçbirisi de ‘mantıklı bir kurguya’ dayalı değil. Olsa da bir şey çıkmaz. Sonuçta insanların özünde muziplik vardır, hayat çok ciddiye alınmaz ama bir başına da bırakılmaz. Espri, bu açıdan zor yaşam koşullarında sığınacak bir limandır ama bu, bir başkasını aldatma ve hele hele bir başkasının gözyaşına rağmen olmamalıdır. Hayatınız boyunca yüzünüz hep gülsün ama sizin yüzünüz gülsün diye de kimseyi ağlatmayın, olur mu çocuklar” deyince çocuklar hep birden “Olur İbrahim amca” diyerek o haftanın köy odası sohbeti de nihayete erdi.

Çocukların Nisan bir şakası yapma hevesleri kursaklarında kalmıştı, yapacak bir şey de yoktu. Hazin öyküden sonra komiklik yapmaya zaten kimse yanaşmazdı.

Çocuklar çıkarken, İbrahim amca “Haftaya köy odası sohbetleri paralı oluyor, herkes gelirken 5 lira getirecek” deyince çocuklar şaşırdı. Bu şaşkınlıkları tam bir hafta sürdü. Bir hafta boyunca sohbetin neden paralı olduğuyla ilgili kendi aralarında konuşup duran çocuklar, bunun sebebini öğrenememişti.

Bir hafta sonraki köy odası sohbetlerinde tam bir ziyafet vardı. Yemekler, çiğköfteler, tatlılar ve çocuklara oyuncaklar. Bu defaki sohbette sadece İbrahim amca yoktu, köyün diğer büyükleri de, yani çocukların babaları da vardı. Çocuklar bir birini itekleyerek sofrada kendilerine yer buldular. İbrahim amca “Yiyin çocuklar yiyin, kendi malınız gibi yiyin” deyince çocuklar bu ikramın kaynağını da öğrenip, hep birlikte güldüler. Yerken bir yandan da babalarına bakıp, “5 lirayı sizden aldık, siz de kendi malınız gibi yiyin” demeyi çok istediler ama diyemediler…

 
Etiketler: Bana, bir, şaka, yap,, ciddi, olsun!,
Yorumlar
Yazarın Diğer Yazıları
13 Mart 2019
Kim neyi duymak isterse…
247 Okunma.
15 Şubat 2019
Sevgiliye hediye almanın ince taktiği
645 Okunma.
29 Ocak 2019
Haydi çocuklar Sokağa!
921 Okunma.
16 Ocak 2019
Bozacı ve nohutçu
658 Okunma.
08 Ocak 2019
Trene binmek, vapurdan inmek!
552 Okunma.
02 Ocak 2019
Yanımdan geçip giden kimdi?
365 Okunma.
25 Aralık 2018
İstanbul’un camileri ve vaazları
507 Okunma.
04 Aralık 2018
Mutfakta garip şeyler oluyor
857 Okunma.
20 Kasım 2018
Tehlikeli adam
956 Okunma.
09 Kasım 2018
Bir zıpzıp; Necdet Kökeş
709 Okunma.
30 Ekim 2018
Bir deliyle söyleşi
689 Okunma.
26 Ekim 2018
Bir 12 Eylül Kazası
446 Okunma.
24 Temmuz 2018
Sana patronun kim olduğunu göstereceğim!
2514 Okunma.
11 Temmuz 2018
Yeni Kabine ve Hulusi Akar
778 Okunma.
04 Temmuz 2018
İdam isteyenlere üç güzel film
1005 Okunma.
03 Temmuz 2018
Poşetleyin bu muzır dünyayı
707 Okunma.
28 Haziran 2018
Saza gelmeyin, gaza gelin!
636 Okunma.
25 Haziran 2018
Seçim sonucunu takip ederken…
674 Okunma.
22 Haziran 2018
Seçime bir kala...
508 Okunma.
19 Haziran 2018
Cumhurbaşkanı adayları…
586 Okunma.
18 Haziran 2018
Hangi insan?
443 Okunma.
29 Mayıs 2018
Gizemli kız ağlıyordu!
876 Okunma.
02 Mayıs 2018
Osman amcanın eşeği ve ilham!
1346 Okunma.
24 Nisan 2018
Bir Güneş Motel Olayı Öykünmesi
924 Okunma.
04 Nisan 2018
Hayata ‘bu pencereden’ bakın
4841 Okunma.
16 Mart 2018
Çiftliğinde boğ beni!
2083 Okunma.
07 Mart 2018
İK açısından kadın ayrımcılığı
951 Okunma.
06 Mart 2018
Sonunda korku kanseri oldum!
748 Okunma.
23 Şubat 2018
Bir şehri niye severiz?
1924 Okunma.
20 Şubat 2018
Bir zamanlar utanıyorduk…
856 Okunma.
14 Şubat 2018
Donacak halim kalmadı
1826 Okunma.
30 Ocak 2018
Gittikçe babama benziyorum
1547 Okunma.
16 Ocak 2018
Herkes doktor olursa…
1930 Okunma.
10 Ocak 2018
Yani delirmiş diyorsun!
1030 Okunma.
25 Aralık 2017
Vapura binip deniz görmemek
1028 Okunma.
23 Ağustos 2017
Amatör ruh ve profesyonellik
2900 Okunma.
15 Ağustos 2017
Ne kadar vatandaşsın, parasız kalınca anlarsın
1142 Okunma.
07 Ağustos 2017
Hayatımı geri istiyorum
1055 Okunma.
11 Temmuz 2017
Kurtuluşa eren cemaatler
1822 Okunma.
09 Temmuz 2017
Sakarya’da iki aşağılık mahlûk
913 Okunma.
03 Temmuz 2017
Kavramlar sakız olup çiğnenirken…
1132 Okunma.
02 Temmuz 2017
Sanki biz çok adalet istiyoruz!
902 Okunma.
23 Haziran 2017
O partinin adalet anlayışı
1306 Okunma.
21 Haziran 2017
Öğretmenlere fiyat biçme dönemi bitti mi?
995 Okunma.
19 Haziran 2017
Hamza’nın kıskandıran dokunulmazlığı
926 Okunma.
18 Haziran 2017
Bilinçaltında siyaset aramak
948 Okunma.
14 Haziran 2017
Orucu emreden ben değilim!
1048 Okunma.
13 Haziran 2017
Medyanın olaya bakış şekli
956 Okunma.
08 Haziran 2017
Tren ne zaman kalkıyor?
1085 Okunma.
06 Haziran 2017
Biz orucu iyi tutuyoruz…
902 Okunma.
06 Haziran 2017
Elimde büyümüştü kerata!
848 Okunma.
31 Mayıs 2017
Bir diktatörü tanıma dersleri
1112 Okunma.
25 Mayıs 2017
Bir kabine girdim ki…
1068 Okunma.
23 Mayıs 2017
Vazgeçemediklerimizin kölesiyiz
891 Okunma.
21 Mayıs 2017
Aynı dili konuşmak, konuşmak değil
937 Okunma.
18 Mayıs 2017
Ezikliğe gönüllü olmak
1007 Okunma.
10 Ağustos 2016
Bir cemaat nasıl olmalı?
4589 Okunma.
09 Ağustos 2016
Özür seanslarına buyurun… (2)
1231 Okunma.
08 Ağustos 2016
Özür seanslarına buyurun… (1)
1236 Okunma.
05 Ağustos 2016
Hak yiyenler ve göz yumanlar…
1493 Okunma.
04 Ağustos 2016
Biz bu oyunları yiyecek miyiz?
1178 Okunma.
02 Ağustos 2016
Darbenin itirafı
1205 Okunma.
01 Ağustos 2016
OHALde, bu halde, her halde
1355 Okunma.
28 Temmuz 2016
Darbeyi rüyamda gördüm
1323 Okunma.
27 Temmuz 2016
İnkâr edecekseniz neden yaptınız?
1167 Okunma.
27 Temmuz 2016
Her şeyi paralele bağlamak…
1102 Okunma.
26 Temmuz 2016
Neden Darbe Yaparlar?
1467 Okunma.
25 Temmuz 2016
Darbecilere idam gelmeli mi?
1105 Okunma.
22 Temmuz 2016
Ha OHAL’de ha bu halde ama özgürce
1271 Okunma.
21 Temmuz 2016
Her şey o büyük gün için
1364 Okunma.
20 Temmuz 2016
Köydeki bütün itler öldürülecek
1358 Okunma.
18 Temmuz 2016
Darbe neden başarısız oldu?
1894 Okunma.
18 Temmuz 2016
Darbe öyle değil, böyle vurulur
1229 Okunma.
15 Temmuz 2016
Yanlış taşa basmak yasak!
1418 Okunma.
14 Temmuz 2016
Ülkeler ve sınırlar
1298 Okunma.
13 Temmuz 2016
Ben gazeteci değilim...
1006 Okunma.
12 Temmuz 2016
Herkes uyurken uyanmalı!
1177 Okunma.
11 Temmuz 2016
Ülkemizde kaç fikir var?
1190 Okunma.
30 Haziran 2016
Devenin zoruna giden konu!
1654 Okunma.
30 Haziran 2016
Terör ve yüzsüzler…
1164 Okunma.
29 Haziran 2016
Cam içinde kandil ve onun yakıcı ustası…
1325 Okunma.
27 Haziran 2016
İsrail’le normalleş(eme)me
1160 Okunma.
27 Haziran 2016
Herkesin her şeyi bildiği bir zamanda…
1204 Okunma.
24 Haziran 2016
Hayata ‘O’nun gözüyle bakmak
1200 Okunma.
23 Haziran 2016
Bu biz olamayız
1222 Okunma.
22 Haziran 2016
İnadına yatırıma yeni adres
1219 Okunma.
20 Haziran 2016
Ahlaka ahlaki bakış
1307 Okunma.
19 Haziran 2016
Bizi boşayın hâkim bey
1283 Okunma.
18 Haziran 2016
Ama o fakir
1110 Okunma.
17 Haziran 2016
Yan çiziyoruz, biz bunu hep yapıyoruz
1157 Okunma.
16 Haziran 2016
Yalan söylemek orucu bozar mı?
1443 Okunma.
15 Haziran 2016
O geliyor o!
1166 Okunma.
13 Haziran 2016
Siz iyisi mi hıyar ekin!
1200 Okunma.
10 Haziran 2016
Yeter, yoksulların halini anladık!
1347 Okunma.
09 Haziran 2016
Oruç tutmak yasaklanmalı mı?
1241 Okunma.
08 Haziran 2016
Aslında ben iyi adamım
1192 Okunma.
07 Haziran 2016
Çocuk ve ramazan...
1006 Okunma.
06 Haziran 2016
Soykırımda kelimelerin dili
1195 Okunma.
02 Haziran 2016
Yazı yazmanın mevsimi
1390 Okunma.
02 Haziran 2016
Fikrinden emin olmayan yazarlar
1230 Okunma.
01 Haziran 2016
Siz susun be azizim, susun!
1224 Okunma.
31 Mayıs 2016
Biz yiyici grubundanız!
1210 Okunma.
26 Mayıs 2016
Bu yazı olmamış!
1497 Okunma.
25 Mayıs 2016
Gündemin nerede, canın orada
1148 Okunma.
24 Mayıs 2016
Bir sevdadır bakanlık
1307 Okunma.
22 Mayıs 2016
İnsanlara dokunmadan dokunun
1568 Okunma.
19 Mayıs 2016
Yıldırımların Bin Ali’si
1446 Okunma.
19 Mayıs 2016
Bakılacak falın mı var?
1200 Okunma.
18 Mayıs 2016
AK Partinin Adayını Açıklıyorum
1371 Okunma.
17 Mayıs 2016
Dedikodu Üzerine Çeşitlemeler
1287 Okunma.
16 Mayıs 2016
Yargı neden hep tartışılır?
1228 Okunma.
11 Mayıs 2016
Başkanlık bizi parça pincik eder!
1331 Okunma.
11 Mayıs 2016
Seni belgeyle döverim!
1283 Okunma.
09 Mayıs 2016
Fikrini yalanla savunmak…
1169 Okunma.
05 Mayıs 2016
Köşe yazarlığı ve pratisyen hekimlik
1246 Okunma.
28 Nisan 2016
Laiklik adam olmaksa ben adam değilim!
1349 Okunma.
27 Nisan 2016
Laikliği bilmiyorsanız savunmayın
1140 Okunma.
26 Nisan 2016
İnandığınızı söyleyin, anlatayım...
928 Okunma.
25 Nisan 2016
İtinayla ezber bozulur
1316 Okunma.
23 Nisan 2016
Bir sahil kasabası hayali
1154 Okunma.
20 Nisan 2016
Erdoğan hastalığına tutulanlar
1174 Okunma.
19 Nisan 2016
Savunduğunuz fikri öğrenin!
1127 Okunma.
18 Nisan 2016
Dokunulmazlık ve erkeksen çık dışarı
1151 Okunma.
15 Nisan 2016
Dürüstlüğü kaybediyoruz…
1270 Okunma.
14 Nisan 2016
Hikâyeyi okuyan yok,özetini çıkaran çok!
1188 Okunma.
13 Nisan 2016
Alışkanlıklardan kurtulmak
1074 Okunma.
12 Nisan 2016
Hangi ülkenin askeri daha güçlü?
1159 Okunma.
11 Nisan 2016
Yasalar ve dönemler
1071 Okunma.
09 Nisan 2016
Vatandaşlıktan çıkar(ama)ma
1265 Okunma.
07 Nisan 2016
Kılıçdaroğlu’na siyaset dersi
1294 Okunma.
06 Nisan 2016
Sarhoş masasına konu olan siyasetçiler
1274 Okunma.
05 Nisan 2016
Geçmişe bir baharlık bakış
1337 Okunma.
04 Nisan 2016
Gazeteci ne zaman ağlar?
1271 Okunma.
01 Nisan 2016
Meydan boş, darbe yapalım
1461 Okunma.
30 Mart 2016
Toplum baskı altında!
1212 Okunma.
29 Mart 2016
Bu ağza, bu sevgi çok fazla
1219 Okunma.
28 Mart 2016
Irkçılığın iki esas nedeni
1353 Okunma.
25 Mart 2016
Fitne ne zaman anlaşılır?
1318 Okunma.
24 Mart 2016
Aranan kan bulunamadı
1575 Okunma.
23 Mart 2016
Bir nasihat edelim, musibet tazeyken
1224 Okunma.
22 Mart 2016
Bomba mı önemli, bombacı mı?
1089 Okunma.
21 Mart 2016
Patlamadan hemen öncesi
1246 Okunma.
18 Mart 2016
Kendinizi tanımak ister misiniz?
1351 Okunma.
17 Mart 2016
Terörün esas amacını unutmamak
1206 Okunma.
16 Mart 2016
Bulursanız vicdanınızı, elinizi koyun!
1259 Okunma.
15 Mart 2016
İçimizdeki beyinsizler
1446 Okunma.
13 Mart 2016
Yatak odası dinlemek…
1304 Okunma.
11 Mart 2016
Darbelerde gazeteci rolü
1453 Okunma.
10 Mart 2016
Dikkat Resmileşti!
1321 Okunma.
09 Mart 2016
Operasyon tamam, izahı eksik
1202 Okunma.
08 Mart 2016
Neyi savunduğunu bilmemek
1215 Okunma.
07 Mart 2016
Neyi savunduğunu bilmemek
1227 Okunma.
05 Mart 2016
Onlarda hain varsa bizde de var!
1203 Okunma.
01 Mart 2016
AYM kararlarından fal tuttum!
1390 Okunma.
29 Şubat 2016
Korku, saplantı olursa…
1331 Okunma.
26 Şubat 2016
Yazarların durduğu yer
1278 Okunma.
25 Şubat 2016
Siyaset, uşaklık için yapılmaz
1462 Okunma.
24 Şubat 2016
Yandaşlığın sınırını zorlayanlar
1302 Okunma.
23 Şubat 2016
Gerçek gündem ve sanalı
1366 Okunma.
22 Şubat 2016
Mutluluğunuz ırkınız olmasın
1547 Okunma.
19 Şubat 2016
Bozuk olan bomba mı, süt mü?
1267 Okunma.
18 Şubat 2016
Mevzubahis olan, teferruat mı oldu?
1325 Okunma.
17 Şubat 2016
Siyasetin ahlakı, Baykal’ın duruşu
1291 Okunma.
16 Şubat 2016
Savaş ve boşanma
1537 Okunma.
15 Şubat 2016
Kaçınılmaz olan savaş mı?
1445 Okunma.
12 Şubat 2016
İçinizdeki İrlandalılar ve Çorumlular…
1275 Okunma.
10 Şubat 2016
Mutluluk Bakanlığı
1445 Okunma.
09 Şubat 2016
Hadi gelin depresyona girelim
1275 Okunma.
08 Şubat 2016
Güzel yarınlara giden yol
1425 Okunma.
05 Şubat 2016
CHP’nin Kutsal Değeri ve Çivisi
1457 Okunma.
04 Şubat 2016
Dizilerde insanlık dersi
1318 Okunma.
03 Şubat 2016
Vefasızlık ve nankörlük
1532 Okunma.
02 Şubat 2016
Türkiye ve iç savaş
1351 Okunma.
01 Şubat 2016
Duruş yoksa eğiliş vardır!
1388 Okunma.
29 Ocak 2016
Yalanlar ve gerçekler…
1358 Okunma.
27 Ocak 2016
Muhalif, ufuk açınca anlamlıdır
1329 Okunma.
26 Ocak 2016
Başkanlık sistemi ve kuru inat
1354 Okunma.
25 Ocak 2016
Aşağılanmaktan zevk almak…
1288 Okunma.
22 Ocak 2016
Başkası olmak, başkalaştırır
1449 Okunma.
21 Ocak 2016
Kötüler, her zaman bir birini kollar
1418 Okunma.
20 Ocak 2016
Alışkanlıklar yaşam tarzı olmamalı
1548 Okunma.
19 Ocak 2016
Sorgulamıyorsanız, suçlusunuz
1324 Okunma.
18 Ocak 2016
CHP’de ne değişti?
1493 Okunma.
14 Ocak 2016
Kaybedilen merhamet bulunur mu?
1428 Okunma.
13 Ocak 2016
Biz bu imzaları tanıyoruz
1516 Okunma.
12 Ocak 2016
Suriyeli olmak ister misiniz?
1204 Okunma.
11 Ocak 2016
Beyazı lekelemenin ne anlamı var?
1274 Okunma.
09 Ocak 2016
Bazı liderler, komedi filminde güzel
1510 Okunma.
08 Ocak 2016
Ceplerime doldurduğum adresler
1340 Okunma.
07 Ocak 2016
Laiklik, Müslümanlara mı layık!
1386 Okunma.
06 Ocak 2016
Din sizin mi, Allah’ın mı?
1492 Okunma.
Haber Yazılımı